Merhaba Corc!

Cuma, 08 Kasım 2013 00:59
08.11.2013 02:46 Merhaba corc! yine ben geldim nasılsın? Yine cevapsız sorular ardından bakıyorsun , sağ ol ben de iyiyim.Böyle çat kapı geldim.Sormadan. Müsait misin acaba? ... Anladım.Yine yalnızım. Bana cevap vermeyeceksin.Olsun ben her gün halini hatırını soracağım. Belki bir gün sorularıma karşılık verirsin.Biliyor musun corc bugün seni yalnız bıraktım.Gözlerin beni aradı mı? Beni merak ettin mi? Etme! Çünkü ben seni merak etmiyorum.Ama sen beni merak et olur mu? Benim gibi bencil olma! Çünkü benim tahammül edemeyeceğim tek şey sensin. Yemyeşil çimenler ardından,uzun uzun dallar arasından bakıyorsun bana.Bana hep böyle güzel bak! Bak ki göz bebeğinde kaybolayım.Ama corc çok hızlı koşuyorsun sana yetişemiyorum biraz yavaş...Arkada bıraktın beni. Hep bırakıyorsun, beni beklemiyorsun.Oysaki ben seni bir ömür beklemeye hazırken. Corc, senden habersiz bunları yazıyorum umarım bana kızmazsın.Gerçi kızsan da umurumda değil.Senden öncesi de vardı senden sonrası da olacak elbet.Ama şuan sadece sen varsın.Dünyamın merkezindesin. Aramızda kalsın, corc dengesizin tekidir.Bir gün güldürür, bir gün ağlatır.Gelgitli yani.İşte bu çok can sıkıcı...Nefret ettiğim kadar da severim kendisini.Hayat onsuz çekilmez çünkü. Corc bir tanedir :).Kimi insan onu kıskanır kimisi bağrına basar.Ben direk boğuyorum.Asıl olan onu sahiplenmek.İlgiye ihtiyacı var yavrucağın ne yapsın. Fazla ilgiye de gelemez efendim hemen de şımarır :).Şımarmak onun doğasında var.Günlük hayatta çok durgundur Corc. Öyle sessiz göründüğüne de bakmayın ne canlar yakar haberiniz olmaz.Alır başını gider bazen.Sonra hiç ummadığın anda karşına çıkar. Corc ve ben çok uzağız aslında.Ben yakınlaşmak istediğim zaman o benden kaçar o yakınlaşmak istediği zaman ben ondan.Böyle de kısır bir döngü bizim ilişkimiz.Ama cok farklıdır Corc. Bilmem tanır mısınız? Eminim aranızda Corc'la tanışan olmuştur.Yakın çevrem Corc ile pek ilgili.Hiç yalnız bırakmazlar onu.Ben de öyle uzaktan bakarım.Ne zaman yakın olsam önüme bir engel çıkar.Böyle taştan duvardan engeller değil.Öyle olsa yıkar geçerim.Bu başka... Kalpten duvarlar.Henüz onları kıramıyorum.Şimdilik benden bu kadar. Corc'lu günler ;)

KEDER ARKADAŞI

Pazar, 08 Eylül 2013 15:18
Zaman geçiyor yaşlanıyoruz ... Doğum ve ölüm arasındaki yollardan farklı hızlarda dolaşıyoruz .. Hepimiz biliyoruz bir sonu var hayatın .. Bir gün hepimiz öleceğiz . Peki insanı sevdiklerinin ölümümü yoksa kendi ölümü mü daha çok korkutur.? Ben ölmekten korkmuyorum .. İnsanların tüm acılarını bitirdiğine inanıyorum hatta .. Huzuru bulacağımıza .. Ama sevdiklerimin ölmesinden korkuyorum .. Dokunarak seven birisi olarak beynimdeki hasrete karşı gelsemde kokusunu özlediğimde burnumun tenini özlediğimde ellerimin sesini özlediğimde kulaklarımın gülüşünü ve yüzünü özlediğimde gözlerimin sızısını nasıl dindiririm bilemiyorum . Ölüm aslında en çok sizden sevdiklerinizi alarak size en büyük kötülüğü yapar .. Ölen için an durur ama siz O acılarla yaşamaya devam edersiniz .Hep söylenir ya "Ölüm herkesi değiştirir, ölü hariç” diye . Ölüp gidenin arkasından kalan her yürek artık asla eskisi gibi değildir. Özelliklede bir eş bir evlat bir ana bir baba ise geride kalan .. Bir köşe yazısında okumuştum Bedia Ceylan ın babasının ardından ne yazdığını : “Abime yemin ettirdim; ‘Babamı yıkarken saçından keseceksin’ dedim. Kesti. Kutsal emanetimi bir kutuya koydum, bakıyorum bayram sabahları, saçları aynı..." O an hiç ölen babasını hiç tanımasam da bir mengeneyle sıkışmış olan kalbimin acısına daha fazla dayanamadım . Sağnak oldu gözlerim için için ağladım Kendimi gördüm onda ; o kadın da ben gibiydi işte kokluyordu o bir tutam saçı ; dokunuyordu babasının saçlarına ve gözlerini kapatıp yıllar önce babasına doya doya sarıldığı anları yaşıyordu zihninde .. MÜSLÜM GÜRSES in ölümünün ardından kıymetli eşi MUHTEREM NUR şöyle anlatmıştı eşinden ayrılmanın acısını : """ DÜNYA nın EN İYİ İNSANINI KAYBETTİĞİM İÇİN ÇOK ÜZÜLÜYORUM . ONUN GİBİ BİRİ BİR DAHA DÜNYAYA GELMEYECEK BİLİYORUM .."" Nasıl başka kelimelerle anlatılabilir di ki ??? Dünyanın en iyi insanı diyordu yıllardır aynı yastığa baş koyduğu adam için ... Mehmet Ali Birand ın ölümünün ardından ailesi gazeteye ilanı şu şekilde vermişti : "Cemre Birand'ın en yakın arkadaşı ve eşi Mehmet Ali Birand'ı kaybettik" O tek satır ne çok anlam yüklüydü .. Onlar çok iyi arkadaşlarıdı çünkü dostlardı .. Cemre Birand ın en kötü en kederli anlarında yanındaki adam dı eşi ve en yakın dostu Mehmet Ali Birand .Sevinçlerle coşmamışlardı sadece kederlerle de mücadele etmiş birbirlerine yolda olmuşlardı. Ne acıki Cemre Birand için acı iki taraflıydı hem en yakın arkadaşını kaybetmiş hemde aynı yastığa baş koyduğu eşini aşkını kaybetmişti.. Aşk ; sevgi anlam kazanır mı dostluk olmayınca paylaşmadıkça acılarla sınanmadıkça birbirine destek olmadıkça hastalıkta sağlıkta elini bırakmamak için yeminler dilden akmadıkça .? Hepimimizin acıları hüzünleri gizlidir. Kimse bilmez çünkü paylaşmaktan çekiniriz korkarız ; kimsenin bizim acılarımızı anlayamacağını düşünürüz . Güzel anlarınızda yanınızda olan dost bildiklerinizin zor anınızda teker teker dağıldığını görürsünüz . Sizin içinizde hissettiğiniz kadar asla bir başkası hissedemez kederlerinizi.. Şimdiki aşklara sevgilere bakıyorum da neyi tükettik çok açık aslında "paylaşmayı" .. Sıkıntılar kapımızı çaldığında sevdiklerimizin elini sımsıkı tutacak cesaretimizi kaybettik biz . Bu sebepledir ki acılar ayrılıklar hatta ölümler bile bu kadar yaralamıyor bizi ... En ateşli sevdaları bir ufak kelimeye bir kriz haline söndürdük biz .. Üç kadının Üç hikayesinde de aslında aynı ortak nokta vardı kederleri paylaşacak kadar yakın olmak .. Sevgi Aşk hiç farketmez anne , evlat,eş, sevgili , yâr adı ne olursa olsun eğer yüreklerde iz bırakmak istiyorsan , ölümsüz olmak istiyorsan yürekte ; öyle sev ki gülmek te sizinle olsun ağlamakta ; sevinç te sizinle sıkıntıda ; mutlulukta sizinle hüzünde ... Öyle SEV ki hiç kimseler yokken sen var ol .. Sonunu bilmediğimiz KADER de sen kader değil KEDER arkadaşı ol.. KADER e inat KEDER de bir olan tüm SEVGİLERE ve AŞK lara ithafen : Ölümsüz olmanız dileğıyle

Kendim İçin

Cumartesi, 18 May 2013 11:18
Selamlar, Niye buradayım, neden iş saatimde bunları yazma kararı aldım bilmiyorum.. Ya da biliyorum her zaman ki gibi kendimden başka kimseye söylemeye cesaret edemiyorum.. Bugün kendim için bir değişiklik yapacağım ve kendimden başka kimseye söyleyemediğim şeyleri buraya yazacağım hiç birşey için değil sadece artık birileriyle paylaşmak yüklerimi hafifletmek için.. Bugünlerde çok sevdiğim her şeyimi paylaştığım birinden ayrı yaşıyorum, kalbim ağrıyor sanki.. Hiç erkek arkadaşım olmadı,üniversitenin en güzel zamanlarında tanıdım o kişiyi can dostumdu sonra okul bitti kopmadık ama aşk denen şeyi bulduk sandık ama bizim bulduğumuz sadece dostluktu o gözle sevmek istedi ama sevemedi ve onu göremedi sonunda ben gösterdim sevemediğini hissettiğim an neyse ayrıyız işte.. Açıkçası simdi tutunacak kitaplar okuyorum ama burada sizlerle birlikte olmakta iyi gelecek bana, hayatımda iki adamı çok sevdim birini az önce anlattım diğeri Babam ... 12 yaşımda kaybettim komutanımı onsuz zor yaşadım büyüdüm, onu çok özlüyorum.. Hani derler ya hep babanız öldüğünde büyürsünüz diye çok doğru bana inanın.. 13 yaşımda bana ne kadar olgun ağırbaşlı biri olduğumu söylemeye başladılar, çünkü 12 yaşımda babamın Kur-an'nını dinlerken çocukluğumun bittiğini hissettim ve 13 yaşında büyüdüm.. Başarımı kutlayan üzüldüğümde bana kızan ve güldüren beni hayata karşı koruyan adam çok erken bırakıp gitti beni boğazım düğümleniyor.. Hiç söylenmese de artık yetimsiniz babanız öldüğünde içinizde hiç dolamayacak bir boşluk olur..Çok özlediğinizde arayamazsınız gidip göremezsiniz.. Bir fotoğraftır elinizde kalan, bebekliğiniz yanınızda babanız işte ona bakıp özlem giderirsiniz hepsi budur size kalan.. Boğazım düğümleniyor yine, ellerim gözyaşlarımda, özlem bu sonsuz bir özlem .. İşte benim takıntım da bu o yüzden sevgili nedir bilmiyorum babamı arıyorum belkide babalık yapacak birini bunu aşmaya çalışıyorum artık can dediğim dostumda yok onsuz aşmayalım hayatımdaki zorlukları belki sizle de yapabilirim tüm korkularımdan sizinle arınabilirim.. İşte burada tıkandım daha yazamayacağım yazacak çok şeyim olmasına rağmen.. Bende hepinizi çok seviyorum.. Kendinize iyi bakın ..
"Renkler çekildi işte simsiyah bir saraya Birbirine müsavi artık her şey: Gecedir. Geldi minarelerle kuyular bir hizaya; Ya her şey dev gibidir, yahut her şey cücedir,. Bir sular hücumudur ansızın hafızaya Bu, başlayan, belki de biten bir işkencedir. Kafalar ayna gibi şimdi bir muammaya Bu, içinden çıkılmaz bir müthiş bilmecedir. Korku bir kokudur ki karışmış bu havaya, Ve sükut bir çığ gibi büyüyen düşüncedir. Şimdi her kımıldanış usulca, sessizcedir. Bir torba tutmuş gibi boşlukta bir el güya Gülen, ağlayan başlar düştü aynı torbaya, Gece bir sebep değil belki bir neticedir." Cahit Sıtkı Tarancı Geceyi gece yapan sessizliğidir. Gece düşünmektir, gece sorgulamaktır. Gece korkmak, gece özlemek, gece kendi kendini dinlemektir. Sadece geceye özel şeyler vardır. Duygularını, o herkesten sakladığın duygularını, gecenin karanlığında açığa çıkarırsın ancak. Karanlığın her şeyi gizlediğini mi düşünürsün yoksa o içe işleyen sessizliği mi sana bunu yaptırır bilinmez ama bir gerçek vardır ki, geceyi yaşamayanların bilemeyeceği, gece duyguların tek kaçışıdır.Kalbindeki, kafandaki birikmiş her şeyi teker teker uğurlarsın geceleyin tek başına. Son çıkışıdır gece o kocaman yirmi dört saatin, son durağıdır. Ya bırakırsın tüm korkularını, hasretlerini, hayallerini gecenin karanlığına ya da bir gün daha içinde tutmak üzere yarına saklarsın. Eğer gündüz vakti o büyük kalabalıkta, o koşuşturmacada bu duygularını dışa vurabileceğini düşünüyorsan yanılıyorsun. Gündüz senden ayrılan duygular aslında içinde saklanmak için bir yer bulmuştur. Sürekli gülümsediğin o insanlardan ve tabi ki en çok da senin kendinden saklanmak için bir yer. Oysa gece dobradır. Gerçek duygularını kalbinin, beyninin tüm ücra köşelerinden toplar ve bir bir önüne serer. Kendine dönüp bakabilmen için, olduğun "an"a dönüp de bakabilmen için. Bir kerecik bile olsa o hapsolduğun bedenden çıkıp göklere yükselip kendini dünya tarihi içinde izler bırakan bir canlı olarak görebilmen için tek fırsatındır gece. Öyle bakmayı öğrendiğin zaman anlayacaksın ki değersiz hissettiğin anlarda aslında kendini küçümsediğini ve bunun tam aksine çok önemli biri olduğunu düşündüğün anlarda ise kibir içinde böbürlendiğini. Bu dengeyi çok iyi anlayacaksın ve bu denge sana sen olmayı öğretecek yegane şeydir. Kalbin bir kere eşitliğe, dengeye boyun eğdiğinde kendinin ve diğerlerinin özünü olduğu gibi kabul etmeye alışacaksın. Kendi özünü keşfetmek başkalarını tanımaya atılan en büyük adımdır. Duyguların, düşüncelerin sen gündüzki telaşa daldıkça daha da ücraya, daha da derinlere saklanmaktadır. Gündüz yaşamak, gece düşünmektir. Düşünün.

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.