KEDER ARKADAŞI

Pazar, 08 Eylül 2013 15:18
Zaman geçiyor yaşlanıyoruz ... Doğum ve ölüm arasındaki yollardan farklı hızlarda dolaşıyoruz .. Hepimiz biliyoruz bir sonu var hayatın .. Bir gün hepimiz öleceğiz . Peki insanı sevdiklerinin ölümümü yoksa kendi ölümü mü daha çok korkutur.? Ben ölmekten korkmuyorum .. İnsanların tüm acılarını bitirdiğine inanıyorum hatta .. Huzuru bulacağımıza .. Ama sevdiklerimin ölmesinden korkuyorum .. Dokunarak seven birisi olarak beynimdeki hasrete karşı gelsemde kokusunu özlediğimde burnumun tenini özlediğimde ellerimin sesini özlediğimde kulaklarımın gülüşünü ve yüzünü özlediğimde gözlerimin sızısını nasıl dindiririm bilemiyorum . Ölüm aslında en çok sizden sevdiklerinizi alarak size en büyük kötülüğü yapar .. Ölen için an durur ama siz O acılarla yaşamaya devam edersiniz .Hep söylenir ya "Ölüm herkesi değiştirir, ölü hariç” diye . Ölüp gidenin arkasından kalan her yürek artık asla eskisi gibi değildir. Özelliklede bir eş bir evlat bir ana bir baba ise geride kalan .. Bir köşe yazısında okumuştum Bedia Ceylan ın babasının ardından ne yazdığını : “Abime yemin ettirdim; ‘Babamı yıkarken saçından keseceksin’ dedim. Kesti. Kutsal emanetimi bir kutuya koydum, bakıyorum bayram sabahları, saçları aynı..." O an hiç ölen babasını hiç tanımasam da bir mengeneyle sıkışmış olan kalbimin acısına daha fazla dayanamadım . Sağnak oldu gözlerim için için ağladım Kendimi gördüm onda ; o kadın da ben gibiydi işte kokluyordu o bir tutam saçı ; dokunuyordu babasının saçlarına ve gözlerini kapatıp yıllar önce babasına doya doya sarıldığı anları yaşıyordu zihninde .. MÜSLÜM GÜRSES in ölümünün ardından kıymetli eşi MUHTEREM NUR şöyle anlatmıştı eşinden ayrılmanın acısını : """ DÜNYA nın EN İYİ İNSANINI KAYBETTİĞİM İÇİN ÇOK ÜZÜLÜYORUM . ONUN GİBİ BİRİ BİR DAHA DÜNYAYA GELMEYECEK BİLİYORUM .."" Nasıl başka kelimelerle anlatılabilir di ki ??? Dünyanın en iyi insanı diyordu yıllardır aynı yastığa baş koyduğu adam için ... Mehmet Ali Birand ın ölümünün ardından ailesi gazeteye ilanı şu şekilde vermişti : "Cemre Birand'ın en yakın arkadaşı ve eşi Mehmet Ali Birand'ı kaybettik" O tek satır ne çok anlam yüklüydü .. Onlar çok iyi arkadaşlarıdı çünkü dostlardı .. Cemre Birand ın en kötü en kederli anlarında yanındaki adam dı eşi ve en yakın dostu Mehmet Ali Birand .Sevinçlerle coşmamışlardı sadece kederlerle de mücadele etmiş birbirlerine yolda olmuşlardı. Ne acıki Cemre Birand için acı iki taraflıydı hem en yakın arkadaşını kaybetmiş hemde aynı yastığa baş koyduğu eşini aşkını kaybetmişti.. Aşk ; sevgi anlam kazanır mı dostluk olmayınca paylaşmadıkça acılarla sınanmadıkça birbirine destek olmadıkça hastalıkta sağlıkta elini bırakmamak için yeminler dilden akmadıkça .? Hepimimizin acıları hüzünleri gizlidir. Kimse bilmez çünkü paylaşmaktan çekiniriz korkarız ; kimsenin bizim acılarımızı anlayamacağını düşünürüz . Güzel anlarınızda yanınızda olan dost bildiklerinizin zor anınızda teker teker dağıldığını görürsünüz . Sizin içinizde hissettiğiniz kadar asla bir başkası hissedemez kederlerinizi.. Şimdiki aşklara sevgilere bakıyorum da neyi tükettik çok açık aslında "paylaşmayı" .. Sıkıntılar kapımızı çaldığında sevdiklerimizin elini sımsıkı tutacak cesaretimizi kaybettik biz . Bu sebepledir ki acılar ayrılıklar hatta ölümler bile bu kadar yaralamıyor bizi ... En ateşli sevdaları bir ufak kelimeye bir kriz haline söndürdük biz .. Üç kadının Üç hikayesinde de aslında aynı ortak nokta vardı kederleri paylaşacak kadar yakın olmak .. Sevgi Aşk hiç farketmez anne , evlat,eş, sevgili , yâr adı ne olursa olsun eğer yüreklerde iz bırakmak istiyorsan , ölümsüz olmak istiyorsan yürekte ; öyle sev ki gülmek te sizinle olsun ağlamakta ; sevinç te sizinle sıkıntıda ; mutlulukta sizinle hüzünde ... Öyle SEV ki hiç kimseler yokken sen var ol .. Sonunu bilmediğimiz KADER de sen kader değil KEDER arkadaşı ol.. KADER e inat KEDER de bir olan tüm SEVGİLERE ve AŞK lara ithafen : Ölümsüz olmanız dileğıyle

Yola Çıkmalı

Cuma, 21 Eylül 2012 13:14
Söylesem anlarmısınız, ben çıkamadım işin içinden.Arada ağlarmısınız ,siz de yerli yersiz.Yola Çıkmalı Hemen…. Bu parçayı dinleyerek düştüm yollara. Yola Çıkma fikri beni oldum olası heyecanlandırır.Bu fikir aklıma düştü mü vücudumun bütün zerreleri hareketlenir,ve benden Yola hazırlanmamı isterler adeta.İçinizden ne var canım bunda dediğinizi duyar gibiyim;ama hayır bence yanılıyorsunuz.Yol sizin buna hazırlanmanızı bekler.Planlar,programlar,yapılacak işler,gidilecek havayolu ya da karayolu firmalarının internet siteleri gezilir,önce yer ayırtılır,sonra satın alınır.Bunların dışında hızlı bir tren yolculuğunu tercih edenler olabilir tabiki.Giyilecek elbiseler,götürülecek eşyalar,hediyeler ve kullanamayacağımız belki de ama götürmeden de rahat edemeyeceğimiz bir sürü eşya.Tüm bunlar düşünülür,artık hazırızdır.Yola çıkıldı mı artık bunlar düşünülmemelidir,en azından yol sizden bunu bekler.O ister ki tüm bu düşünceleriniz o eşyalarınızı doldurduğunuz valizde kalsın;ve siz artık sadece onu yani Yolu düşünün hatta onu yaşayın. Seyahatlarını özellikle benim gibi otobüsle yapanlar bilirler .Çogumuz otobüse biner binmez koltuğumuza kurulup hemen bir film seçip izlemeye koyulur ya da müzik dinlemeye başlarız.Bazılarımız uyumak için uygun duruma geçerken,bazılarımız hiç bırakamadığı cep telefonu ile ile ilgilenmeye başlar.Bizler yolda geçmesi gereken süreyi tüketmek için vargücümüzle çalışırız. Sanki ne yapıp etmeli ve en az etkilenerek o yoldan kurtulmalıyız. Yol böyle yapanlara kendini açmak istemez.Biraz kıskançtır da zaten.O ister ki sadece onunla ilgilenin ve onu düşünün.Zaten Yolun size değil,sizin Yola ihtiyacınız vardır.Kısacası Yol, kendisini modern zamanlarda sıklıkla yaptığımız tüketilecek meta haline sokmak istemez. Son zamanlarda sıklıkla aynı hataları yapıyoruz.Örneğin:Arkadasımızla kafede konuşurken bir yandan dinliyor veya dinlediğimizi zannediyoruz ama bir yandan bilgisayarımızla veya cep telefonumuzla internette geziniyor ve arkadaşımıza onu dinlediğimize samimi bir şekilde inandırmaya çalışıyoruz.Aynı anda birden çok şeyi yapabileceğini zannetme.Halbuki bunu yaptıkça hiçbir işimize yoğunlaşamıyor diğer bir tabirle işlerimize derinlemesine nüfuz edemiyoruz.Birçok şeyi görüyor,duyuyor;ama derinlemesine kavrayamıyoruz.Aynı zamanda yaptığımız bu çıkmamız gereken Yolculuktan Kaçış hali veya erteleme.Halbuki Mutluluğu hayatının temel gayesi zanneden insanoğlu“Mutlu anlar”ın sayısını artırmış olsa da Huzura bir türlü kavuşamıyor.Ruhlar sükuna eremiyor.Çünkü Yolda Olma halini kavrayamıyor.Yolda Olma hali de insana sürekli bir mutluluk vadetmiyor zaten. Yol, insanı oyle bir olgunlaştırıyor ki insan artık sonunda değişivermiş oluyor;bir nevi dönüşüm geçirmiş oluyor.Ünlü bir fotoğrafçı verdiği röportajda şöyle demişti:”İlk kez bir yakın akrabamı kaybettiğimde İstanbul’dan Urfa’ya yola çıktığımda yüreğimdeki acı yola yolda geçen süreyle birlikte azalmış ve Urfa’ya vardığımda artık bu ölümü hazmetmiştim.Yıllar sonra abimi kaybettiğimde ise İstanbul’dan Urfa’ya uçak ile gitmiştim;ve acımı yolda küçültemedim.”demişti. Aslında her insan Yolda değil midir .Daha doğrusu” Yolda olma” hali.Biraz tedirgin,meraklı, nereye varacağını kestiremediği bir süreç.Bu yolculuk kendi içsel yolculuğundur aslında.Hayatın anlamını ,varoluşunu irdelediğin bir yolculuk.Bu süreç sana önce kendi dünyanın sonra başka alemlerin farkına varmanı sağlar.Farkındalık oluştu mu artık rahat duramazsın .Birşeyler yapman gerektiğini hissedersin, haykırmak daha doğrusu bağırmak istersin;ama kelimeler dünyasını henüz keşfedememişsindir;sesin çıkmaz,anlatamazsın.Bu değişimi daha doğrusu sende oluşan devrimi göstermek ve yakınlarınla paylaşmak istersin.Kolay olmaz.Artık senin bakış açın genişlemiştir.Sevinçleri,Acıları,Başarıları daha farklı yorumlarsın.Gerçekten insan bu "yolda olma" halinin farkına vardığı ve kavrayabildiği ölçüde olgunlaşıyor.Diğer bir tabirle tefekkür ediyor.Bu farkındalık sonucu oluşan tedirgin hal nedense yine de sana bir huzur verir.Yolda Olmanın verdiği bir huzur. Ben de bu yazıyı İstanbul-Ankara yolunda Biricik aşkımdan beni bir türlü bırakmayan karıma giderken(sonraki yazımın konusu bu olacak)yazmaktayım.Yola çıkmalı Hemen(yola çıkmalı Sezenin sanki arkada kalmış parçalarından gibi,dinlemenizi isterim.) Yarınlara Bırakamadığım Sevgilerle…

YAZAR ARA


EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.