Esinti...

Pazartesi, 21 Ocak 2013 12:02
11.01.2013 saat: 02:45--> birden düşüverdin aklıma... Beynimden kalbime giden bütün yollar kapalı.Kalbim saçma sapan bir biçimde çaresiz ,yorgun ve bitkin...Çaresizce çırpınışlar içinde.Ve ben onu bu buğulu karanlıktan nasıl çekip alabileceğimi bilmiyorum. Sanırım kalbim çoktan boğulup can verdi bile kalbinde. Seni her gördüğümde bir kelebek daha can buluyor içimde kanımda, kasıklarımda… sonsuzluğa doğru... Kafam çok karışık. Darmaduman. Unutmalı ya da unutmamalı? Sizce hangisi? Birkaç günlük yürek rahatlaması yaşadım dünyamda. Bir boşluğa sürüklendim. Abdal gibi divane bir şekilde dolandım sensizliğe. Her gittiğim yerde seni, senin kokunu aradım çıkmaz sokaklarda… Tek yön dedi kalbim. Çıkmaz yolun sonsuzluğuna hazır mısın? Nefes bile almadan koşulsuzca kabul ettim ve boşluğa salıverdim kendimi. O boşlukta ve herkeste seni gördüm. Aslında hiç bırakmamıştı beni hep yanı başımdaydı. Şah damarım kadar yakın, en fazla nefesim kadar uzaktın bana… Öyle bir gidişin vardı ki. Sana bu kadar bağlıyken bir gitme bile diyemedim… Bile bile ruhumu intihara sürüklüyorum. Biliyorum sonu cehennem. Ama izin ver senin için yansın bu küller. Senin için… Belki bir gün o cennetinden çıkarsın da cehennemimi cennetine dönüştürürsün ey sevgili… 03:16 Gecenin ilerleyen her dakikası gibi düşüyorsun aklıma damla damla… Sabaha doğru suyuna hapsolacağım. Gökyüzünün buluta olan hakimiyeti kadar üstünde bir yetkim olsun istiyorum. Bensiz doğma bensiz batma diye. Yağan yağmurlar bizim, damlayan her su damlası biz olalım. Böylece hayatta belki daha mutlu olup hayata daha fazla tutunuruz.Hayatın karmaşası senin bana olan karşılıksızlığın kadar dokunmuyor, inan.Sen içimde bir kum tanesisin, denize sıfır.Bu yüzden sana ulaşmak kolay ama zor.Aslında seni düşünmenin bendeki bir eksiklik olduğunu fark ettim. Puzzle'ın son parçasıydın sen benim için... Sen gözlerime girdiğinden beri körüm.Ama kalbim açık,yalnız ve paramparça.Gözlerimden kalbime giden yoldun sen.İnce eleyip sık dokuduğum hislerimdin. Artık bu hisler ne bir Gökkuşağı kadar renkli ne bir kelebek ömrü kadar kısa.Zamanla yoğurdum kalbimi sana ve yokluğuna...Kader değişse bile ben seni değişmem...

Ölüm Neydi Ben Hiç Ölmem Ki !

Çarşamba, 12 Eylül 2012 21:20
Ölüm...Kimilerine göre bir son, kimilerine göre bir başlangıç ! Beklenmedik bir şekilde, ansızın gelebilen bir sancı kimi zaman. Aslında ölümün -tıbbi tanımı hariç- net bir tanımı olduğunu sanmıyorum, buna inanmıyorum.Hepimizin için farklı bir tanımdır ölüm : Acı, keder, sevinç, son, başlangıç, bilinen, istenen, vs...Çoğumuz gündelik hayatımızda ölümü aklımızdan geçirmeyiz, ölümsüz olduğumuz fikrine kapılırız, hiç ölmeyecekmiş gibi çalışırız.Ani ölümlere şaşırmamız, donup kalmamız bu yüzdendir.Sevdiklerimizi aramamamız, onları sormamamız, işlerimizi ertelememiz, ölümü unutmamızdandır.Genel olarak sevmeyiz ölümü. - Ona onu sevdiğimi sonra söylerim. - Aman canım, yarın hallederiz, ne acelesi var, "ölmüyoruz" ya ! - Bu hafta değil de haftaya buluşalım, şimdi başka işim var, gelemem. - Bu maça değil de, 2 hafta sonraki maça gidelim. - Bizimkileri bugün aramasam da olur, zaten hâlleri-keyifleri yerindedir, bana da ihtiyaçları yoktur, gül gibi geçinip gideriz. Yazdığım bu beş cümle aslında ölümün bizim için sıradanlığını açıklıyor bence.Şunu kabul edelim, çoğumuzun aslında o kadar çok boş vakti var ki, bunun farkında değiliz.Geçiştiriyoruz, erteliyoruz, sevmiyoruz boş zamanı aynı ölüm gibi ! Şaşırıyoruz: "Daha dün konuştuk, yemek yedik, görüştük, şimdi de ölmüş, nasıl olur ! " gibisinden bana göre manasız cümleler kuruyoruz.Bunun temel nedeni yine yeniden zamanı ayarlayamamak, bir şeylere sürekli geç kalmak, yapmak istediklerimizi ertelemek, geçiştirmek, kendimizce önemsiz kılmak.Hakkımız yok buna ! Dövünmenin anlamı yok, ağlamak da acımızı dindirmiyor, acısı kalıyor içimizde. Ediz Bahtiyaroğlu ve Michael Clarke Duncan Az önce bir ölüm haberi aldım.Eskişehirspor'un stoperi, henüz 26 yaşında olan Ediz Bahtiyaroğlu isimli futbolcumuz kalp krizi nedeniyle hayata gözlerini yummuş.Dün de Green Mile filminin efsane oyuncusu, John Caffey karakterini canlandıran Michael Clarke Duncan kalp krizi nedeniyle vefat etmiş.İki ölüm de dokundu bana.Ediz'i tanımıyordum ama yine de çok şaşırdım,üzüldüm, Michael Clarke belki de film sevgisini bana aşılayan insandı.Ona da çok üzüldüm.Ben de sindirememişim ölümü ne yazık ki ! Geç kalmayalım, nihayetinde hepimiz öleceğiz, en yakınımızdakini her an her saniye kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız.Farkına varalım, yüzleşelim ölümle.Sevelim birbirimizi.Önemsiz şeyleri büyütüp birbirimizi kırmayalım.Zamanlamamızı doğru yapalım, ertelemeyelim.Hatalarımızın farkına varalım ve artık kendimize boş zamanları yaratalım, zaten olan boş zamanlarımızı ! Hiçbir şey için geç olduğunu düşünmüyorum. Nevzat Çelik Ölüm kimi zaman bir son, kimi zaman bir başlangıç.Kimi zaman da Şair Nevzat Çelik'in dediği türden : " Ölümü özledim anne, yaşamak isterken delice ! " Geç kalmamak dilekleriyle...

YAZAR ARA


EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.