Kapıma Geldi

Kapıma Geldi Çarşamba, 12 Eylül 2012 08:28

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(0 Oylar)
Kapıma geldi. Açtım, buyur ettim içeri. Kurduğum tüm hayalleri silen sendelemeyle adımladı evimi. İçeri girdi, gezindi. Bedeni bir kavgadan çıkıp gelmişçesine bitkin, hırpalanmış, bir taraftan da azgın, coşkulu. Haydi diyeceğin her şeye hazırlıklı... “Haydi koşalım” desen koşar, “uzanalım” desen uyur kalır. Sustum. Gözleri suskunluğumun nedenini anlayamayacak kadar düşmüş hizasından. Keskin alkol kokusuyla irkiliyorum her yaklaştığında. Bir adımım hep onun gerisinde. Anlamıyor. Sarılıyor ama bedeni yapış yapış, alkol kokusu ile parfümü tüm burnumu kaplıyor. İğrenmiyorum ondan ama içim cız etmiyor değil. Göğsüme bastırıp kavgasını anlatmasını sağlasam dinecek tüm her şey aslında. Ama ya tenime gözyaşı değerse? Olduğumuz halin hiçbir adım ilerisine hazır değilim. Her gelişinde ondan vazgeçip yine ellerimin onu aramasından yorgunum. Defalarca elimi tutan elleri bugün çatlamış, kızarmış, yorulmuş. Sanki tüm gece sarmaşıklarla, dikenlerle boğuşmuş.

Geldi, kapımı çalmadan açtım. Zordu artık gelişleri. Hiç gitsin istemiyordum ama onu böyle görmek canımı çok yakıyordu. Adımları eskisi gibi değildi artık. İçtenliği solmuş, hevesleri eskimiş O’nu görmek, her şeyden beterdi aslında. Bugün bir daha gelmemesi için karar alıp ona sarılıyordum. Yine de yapamıyorum. O’nun her haline bu kadar uyum sağlamak delirtiyor beni. Sen misin bu diyorum içimden ama yine ona sığınıyorum. Hep O’nu her haliyle yanımda istemek… Benim kendimle rekabetim sanki bu. İki ben var içimde çözemediğim. Bu sefer anlat ki bilsin diyorum. Bir dahaki gelişi böyle pervasız olmasın. Kelimeler dökülüyor dudağımdan:“Hiçbir şeyi körü körüne isteme diyorlar. Kolay mı sanıyorsun? İstediğini bildikten sonra bu kadar ölçülü dileklerde bulunmak, her gece içinde ismin geçen yakarışlarda bulunmamak mümkün mü? Ben, tanıdığım seni istiyorum çocuk. Acı acı dökülüyor dudağımdan ismin. Ben, isminin her geçtiği yerde sancımın dinmesini bekleyip öyle hayata devam eden ben, merak etmeden duramıyorum acaba kimlerin masasına meze yaptın ismini diye. Kimler anıyor ismini şu an beni aradı, bana dokundu diye bir yudum içkiye sığınarak itiraf heyecanıyla? Hangi telefon konuşmasında karşı tarafın esir alındığı isimsin acaba “Ben bu çocuğu anlamadım” derlerken. Ben seni anlıyorum çocuk. “A” dan “Z”ye biliyorum seni. Ve ben, bu kadar bilen, anlayan ben, seni körü körüne istiyorum be çocuk. En büyük acizliğim, sana olan zaafımken kendime kızmadan duramıyorum ama kör etmişsin işte beni. Senin sesini duyduğumda yolumu, izimi buluyorum. “Uzun zamandır üstüme yapışmış tüm cümleleri döküyorum önünde. Sessiz sakin oturmuş. Gözleri bir noktada sabit duruyor. Anlamamış, duymamış, dinlememiş. Yine ben, bana konuşmuşum. Yine ben her günkü yakarışımda bulunmuşum.

Kapıma geldi. Öylece durdu. Zili çalmadı. Kapıyı tıklatmadı. Kapının koluna gidip gelen elim güçsüzleşti. Biraz bekledi. Kapıyı bile yok sayıp öylece giriverdi hayatıma. Yapış yapış, dertli dertli…


Okunma 589 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 12 Eylül 2012 10:52

Son Ekledikleri: Merve

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.