Kendimi Tanıyamadan Pazar, 09 Eylül 2012 12:26

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(9 Oylar)
Herbirimizin ayrı geçmişi, çocukluğu, travmaları oldu... Aileye, coğrafyaya göre farklı farklı gerçeklikler yaşadık... Hepimiz başlangıçta, oyuna girdiğimiz yerler ve sahneler farklıydı. İzler kaldı, izler silindi...

Uzun uzun anlatmayacağım yaşadıklarımı, deneyimlediklerimi, başımdan geçenleri... Sadece yaşamımın akışını değiştiren farkındalıkları anlatacağım. Zaten ilerleyen sayfalarda birçok konuya girip çıkacağız. Bu farkındalıkların altını açacağız, içlerinde dolaşacağız.

Yaşamayı çğrenmeye çalışmak gafletine düşerken, oradan oraya savrulurken, savaşırken en önemli olanı farkettim. Yunus Emre misali bir ben vardı benden içeri ve gel gör ki dışarıya göstermeye çalıştığım bambaşka bir ben vardı. Ne içimdeki ben ne de onun ardındaki bendi. Bambaşka bir ben.

Odama giren ben başka biriydi, sokağa çıkan başka... Şizofrenik bir durum değildi ancak dışarı çıktığımda saklanıyordum. Tepkilerim, davranışlarım karşıma çıkan insanlara göre şekilleniyordu. O kadar çok korkuyordum ki beğenilmemekten, onaylanmamaktan ve sonraları anladığım sevilmemekten, ilgiyi çekememekten. Karşıma çıkan her insana, başıma gelen her duruma göre şekil değiştirip duruyordum. Yalnız kaldığımda ise kendime kızıyor, kendimi acımasızca yargılıyordum.

İnsanı bundan daha çok yoran bir şey yoktu. Bir akşam National Geography’de Bukelamun belgeselini izledim. İşte o bendim. Girdiği her ortamda, ortama uyum sağlamak için şekil ve renk değiştiren. Ben de arkadaşalrımın arasında, öğretmenlerimin ve sonrasında patronlarımın karşısında, sevgilimin yanında ve yalnızlığımda başka bir ‘ben’dim...

Biliyor musun, aslında konuştuğumuz her şey yaşamak üzerine, yaşamın bir parçası... Ben de yaşamak istiyorum. Öyle bir yaşamak ki, geçmişe baktığımda pişman olmak istemediğim. Sen gibi ben de istediğim gibi yaşamamış olmaktan korkuyorum hala... Her gün Güneş doğuyor, sonra batıyor, takvim yaprakları kopup gidiyor. Hala korkuyorum. Hata yapmaktan, acı çekmekten, başarısız olmaktan, boşa yaşamış olmaktan... Ve hala soruyorum kendime, hala sorguluyorum yaptıklarımı, neredeyse her an...

Dışarıda bir yaşam var, bir de ben... Her şey... Ölüm geldiğinde bitip gidecek bu yaşam. En azından şimdiki ben, bu beden toprak olacak. Bir şeyi çok iyi anladım ve bu anladığım şeydi zaten çözmem gereken. Yaşamak çok sade ve basit, bir o kadar da karmakarışık... Sana göre, bana göre sürekli değişip gidiyor duygular...

Yaşamak dediğim anda her şey koşarak toplanmaya başlıyor... Dünya, evren, aile, para, iş, aşk, doğa, savaş, seks, duygular, inanç, hepsi yaşamak...Hepsi yaşamın içinde, yaşamın kendisi...


Okunma 709 defa
Bu kategoriden diğerleri: Hayat »

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.