Anoreksiya bir seçim değil Pazar, 03 Kasım 2013 07:53

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(11 Oylar)
Bir şeyi çok sevdiğinizi ve daha sonra ondan hiç bir şeyden korkmadığınız kadar korktuğunuzu düşünün. Ondan kaçtığınızı, ondan nefret ettiğinizi... Bazılarınız için bu erkek arkadaşınız, bir arkadaşınız, sürekli izlemekten bıktığınız bir film olabilir. Benim içinse bu ,size söylemesi basit gelen ama beni adını her duyduğumda korkudan titreten beş harfli "masum" bir kelime " Y-E-M-E-K".

İnsanların yüzüne bakıp ona dair her şeyi söyleyebildiğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Sadece dış görünüşüne bakarak yargılayabildiğimiz ... Bir insanla sevgi bağımız olmasını bile dış görünüşe bağlıyoruz. Bunu yapmayan insanların sayısı yani bana göre " gerçek " insanların sayısı çok az. Ben "gerçek olmayan" insanların verdiği zararı en ağır şekilde ödeyen daha 14 yaşında büyük sorunları olan bir kızım. Ben tıpta adı geçtiği üzere bir Anoreksiya hastasıyım. Ama bana göre bunun başka bir adı olmalı . Anoreksiya, adından daha fazla anlamı olan bir şey. Anoreksiya kendine güvensizliğin , aile sorunlarının , bastırılmış duyguların yerini alsın diye verilmiş bir isim sadece. Anoreksiya adından fazlası. Öyle bir şey ki hayatınıza nasıl girdiğini anlamanız olanaksız. Her şey küçücük bir noktayla başlıyor aslında . O nokta benim için güvensizliğe adım noktası' ydı. Sizin değiminizle bu "hastalık" için insanların çok farklı noktaları olabilir. Benimki beni çok derinden yaralayan bir noktaydı. Ve üç dilek hakkım olsa o noktaya hiç gelmemiş olmayı dilerdim.

Bu namı değer günümüzde sayısı gittikçe çoğalan hastalık artık farklı kollara ayrılıyor. Gerçek olmayan insanlar sizi yargılıyor . Size zavallı diyorlar. Aslında bende kendimi zavallı olarak görüyorum. Kim kendine bu denli zarar verir ki diyorsunuz değil mi? Ama ben kendimi bunun için değil, insanların söylediklerini bu kadar dikkate aldığım için zavallı gibi görüyorum . İnsanların beni nasıl beğeneceğinin,nasıl onların arasına girebileceğimin yollarını arardım . Benim için bu yol Anoreksiya oldu. Bu yol belkide beni ölüme götürebilecek bir yoldu. Şimdilik tedavim devam ediyor bu yoldan uzaklabildiğim kadar uzaklaşmaya çalışıyorum. Başarılı olmayı tüm kalbimle umut ediyorum.

Aslında nasıl olduğunu gelip içinize nasıl girdiğini bile bilmiyorsunuz.Sadece sonradan farkedebiliyorsunuz.Pardon farkediliyorsunuz . Çünkü size göre hala şişman ve çirkinsiniz. Ama dışarıdan eriyip gittiğinizi öbür insanlar farkediyor.Siz ise yalnış bir şey yaptığınızı düşünmüyor,düşünmek istemiyorsunuz.Kendinize verdiğiniz zarar gün geçtikçe artıyor, gün geçtikte kendi halinize çekiliyor , tükürseniz kaç kilo verdim diye tartılıyorsunuz.Kemiklerinizi görünce mutlu oluyorsunuz. Kilo vermek dünyadaki tek güzel şey gibi geliyor. Ancak bunlar olurken de kişiliğinizi kaybediyorsunuz. Aile etkinliklerimizi çok severdim. Ama son zamanlarda ailemin yüzünü bile görmek istemediğimi hatırlıyorum. Çünkü tek konuşulan konu benim ne kadar çirkinleştiğim ve ne kadar zayıfladığım oluyordu. Aynaya bakmak istemiyorsunuz. Aynaya sadece ne kadar zayıfladığınızı görmek için gidiyorsunuz ama sorun bu ya zayıfladığınızı göremiyorsunuz, karşınızda hala şişman, çirkin, hiç bir şeye benzemeyen bir kız duruyor. Yerinizden kalmak istemiyorsunuz hoş gerçi yerinizden kalkacak enerjiyi bulamıyorsunuz. Arkadaşlarınızla aranız bozuluyor , onlarla görüşmek istemiyorsunuz . Kısacası yalnız kalıyorsunuz kendi kabuğunuza çekilip orada kalıyorsunuz. Tabi bir de içinizde ki ses oluyor. Sizi hiç yalnız bırakmıyor...

Geçmişte baskıcı ve liderliği seven bir çocuktum.Herkese kendi dediklerimi yaptırmaya çalışırdım. Beni de çok sevmezlerdi bu yüzden belki de bu yüzden hep insanların dediklerini yapmaya başladım ve eski baskıcılığımdan eser kalmadı.İlk başta yemeklerime dokunmadığımı hatırlıyorum. Kendimi beğenmiyordum ama yediklerimi de azaltmamıştım. Basket oynuyordum. Yediklerimi de kafaya takmıyordum. Fazla abur cubur yerdim son bir yıldır tadlarının nasıl olduğunu bile unuttum. Konuşmak bile istememeye başladım . İnsanları üzerim diye dediklerinin hiçbirine hayır diyemedim . Gün geçtikte bu ilerledi ve ben basketi bıraktım. Artık içimdeki ses daha yakındı ve artık bana 'YEME' demeye başlamıştı. İlk önce abur cuburları kestim . Daha sonra gelip gidip yiyeceklerin kalorisine baktım, evde ip atladım daha zayıf olmak için ne yapılabilirse yaptım. Yeşil çay içtim, okulda yemeklerimi yemedim , günde litrelerce su içtim. Kilo vermiştim ama tek giden kilolarım olmamıştı. Saçlarım belime kadardı.Parlak ve güçlü.. şimdi ise iki tel saçım var ve hiç sevmediğim bir şekildeler İkısalar. Bende yanlış bir şeyler yapmadığımı düşünüyordum . Bana göre hava hoştu. zayıftım ve okuldaki herkes beni bu halimle beğenmişti . Ancak sonra adetlerim kesildi ve ben bir şeylerin yanlış olduğunu anladım. Ailem farkında değildi ama ben Anoreksiya olduğumu biliyordum. Onlardan beni hastaneye götürmelerini istedim. Şu an Hacettepe Hastanesinde tedavi görüyorum.

Tek anlamanızı istediğim şey insanların size ne dediği umrunuzda olmasın. Zayıf olmak demek güzel olmak demek değil. Siz kimseniz osunuz. sizi dış görünüşünüz için seven insanlardan uzak durun .Size hiç değer vermesinler, bu çok daha iyi yeter ki siz kendiniz olun ve ne yapmak isterseniz onu yapın. Bu hata benim gençliğime mal oldu . Her gün 4'ten fazla hap içiyorum. Mide ağrılarından duramıyorum. Önemli olan şey insanların sizi nasıl gördüğü değil sizin kendinizi nasıl Mutlu hissettiğiniz. Anoreksiya benden mutluluğumu çaldı. Umarım daha fazla şeyler de çalmamıştır. Unutmayın herşey dış görünüş demek değil. Ve asla unutmamanız gereken şey ise ANOREKSİYA BİR SEÇİM DEĞİL.
http://anoreksiyagunlugum.blogspot.com/


Okunma 1634 defa Son Düzenlenme Cumartesi, 04 Ocak 2014 11:22
Bu kategoriden diğerleri: « Seç!!! Merhaba Corc! »

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.