Anne Sen Barbar Mısın? Cuma, 18 Ekim 2013 20:37

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(4 Oylar)
İster 30 yaşına gelmiş olun ister 40… Annemizle ters düşmek onun onaylamadığı bir şey yapmak zorunda kalmak hepimizi huzursuz eder… Toplum içinde önemli bir görevde olabilirsiniz, herkes size hayran olabilir, kariyer sahibi, saygı gören hatta insanları yöneten bir konumda olabilirsiniz ama bu “anne onayı”na duyduğunuz ihtiyacı azaltmaz…
Psikoloji biliminin bir kısmı bile bu temeller üzerine kurulmamış mıdır? Kabul edelim, yaptığımız pek çok şeyi “anne onayı” için yapıyoruz, ya da kişiliğimizin bazı zayıf noktaları o onayın eksik olmasından kaynaklanıyor…
Anneler ne yapıyor peki? Annelerimiz bir insanın hayatında bu kadar önemli ve belirleyici olmanın sorumluğunu nasıl taşıyorlar? Gözlemlerime göre annelerimiz olaya pek de bilinçli yaklaşmıyor… Çünkü bizim ülkemizde kadınlar “doğru sebep”le çocuk sahibi olmuyor ve tabi ki doğru bilinçle çocuk yetiştirmiyor…
Kadınlarımız hangi “yanlış sebeplerle” çocuk sahibi olmaya kalkıyor?
1. Toplum onayı: Herkes “Evlen artık, doğur artık.” diye zorladığı için
2. Kendini garantiye almak: Yaşlanınca yalnız kalma korkusunu yenmek ve yaşlanınca yanında kendisine bakacak birini bulmak için
3. (En kötü gerekçe bence bu) Kötü giden bir evliliği kurtarmak için
4. Özenti: Doğurmak ya da çocuk sahibi olmak hakkında hiçbir fikri olmadığı halde “Herkes yapıyor o halde çok da zor bir şey olamaz, herkes yapıyor ben de yapmalıyım” düşüncesiyle, topluma “normal” biri olduğunu kanıtlamak için
5. Eksiklik duygusu: Hayatta yapamadığı her şeyi çocuğunun gerçekleştirmesini istediği için
Pekiyi bu sebeple hamile kalan kadınlar çocuklarına nasıl davranıyor:
Anneleri ona nasıl davrandıysa onlar da çocuklarına öyle davranıyor… Çocuklarından hizmet bekliyor, bekleneni yapamadıkları zaman onlara kendilerini yetersiz hissettiriyorlar… Anneleri onlara hayatı boyunca baskı yaptığı için bunu sevgiyi gösterme biçimi olarak, doğal bir şeymiş gibi yapıyorlar… Böylece “müdahaleci anne” sendromu kuşaktan kuşağa aktarılıyor… Sonuç: mutsuz aileler, mutsuz bireyler…
Peki hamile kalmak için doğru sebep ne olmalı?
Sevin! Sadece sevin… Çok sevin…. Birini o kadar çok sevin ki ona vereceğiniz hiçbir hediye yeterli olmasın, gözlerinde onu ve ona duyduğunuz sevgiyi görebileceğiniz bir bebek dünyaya getirme isteği duyacak kadar çok sevin…
Doğru yetiştirme şekli için de cevap aynı: Sevin… Onu her şeyden herkesten çok sevin… Onu koruyun… Ama bunu gerçekten karşılıksız yapın… Onun için yaptığınız fedakarlıkları zamanı gelince ona karşı duygu sömürüsü aracı olarak kullanmayın… Çünkü bu hayatta yapacağınız belki de tek karşılıksız iş olacaktır… Onun farklı bir olacağını /olduğunu baştan kabul edin… Sizin genlerinizi taşıyor olabilir ama sizden ayrı düşünme yeteneğine sahip bir canlı o… Sizin onun yerine ödevlerini yapmak gibi bir göreviniz olmadığı gibi onun da sizin kopyanız olmak ya da sizin öngördüğünü hayatı yaşamak gibi bir görevi olmadığını bilin…
İyi niyetli de olsa baskı baskıdır unutmayın… Duygu sömürüsü belki de baskıların en ağırıdır… Bir çocuğa eziyet etmek için illa ki fiziksel şiddet kullanmanız gerekmez… Onun kendini olduğu gibi kabul edememesi kadar büyük bir yara var mıdır? Üstelik bu görünmeyen yaralar büyüyünce de geçmez… Kuşaktan kuşağa, bireyden topluma aktarılır…“Senin için saçımı süpürge ettim” gibi klişse lafları her fırsatta kullanan ve bu yolla çocuğunun birey olmasına, kendini yaşamasına izin vermeyen o “barbar” annelerden olmayın…


Okunma 913 defa Son Düzenlenme Salı, 22 Ekim 2013 11:55

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.