Sevilmek İstiyorum Pazartesi, 15 Temmuz 2013 08:37

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(9 Oylar)
"Annemin kaderini yaşamaktan korkarken, annemin kaderini yaşarken buldum kendimi!"

Annesinin dolaplarını boşaltırken, eline geçen not defterinin sayfalarında gezinmeye başladı bilinçsiz bir merakla.
""Annemin kaderini yaşamaktan korkarken, annemin kaderini yaşarken buldum kendimi!"
Okuduğu cümle adeta havada asılı kaldı. Aynı cümleyi defalarca tekrar tekrar okudu. Boğazına bir düğüm oturdu. Nefes almakta zorluk çektiğini sandı. Gözlerinden süzülen yaşlara hakim olamıyordu. Biraz sakinleşince, okuduğu cümleyi usulca kendi kendine tekrarladı. İşte tam o anda, kendisi dahil , ailesinin kadınlarının hepsinin aynı korktukları kaderi, hiç fark etmeden yaşamış oldukları gerçeğiyle yüzleşti.
Kendi çocukluk yıllarına döndü. Babası muhteşem bir adamdı. Çok bilgili, çok yakışıklı. Onun gözünde annesi o kadar şanslıydı ki! Kendisinin asla böyle mükemmel bir eşi olamayacağından korkardı hep çocukken. Hatta gizli gizli belki de biraz kıskanırdı annesini. Babası en çok onu sevsin, onu takdir etsin diye çabalayıp durdu tüm çocukluğu ve gençliği boyunca. Hiçbir zaman kendisini babasına layık, yeterince iyi, yeterince güzel, yeterince bilgili, yeterince sevilmeye değer hissedemedi.
Belki de o çocukluk yıllarında yeşermiş, gençlik yıllarında büyümüştü yüreğinin derinliklerindeki kara delik .İleride ki yıllarda, ne zaman bir erkek için kalbi çarpmaya başlasa, sanki sevdiği adam, onun yüreğindeki kara deliğe düşüyor ve bir daha çıkamıyordu o delikten. Ne zaman kalbini bir erkeğe açsa, sanki kalbindeki kara deliğe saklanmış bir ses, her defasında daha gür çıkarak, adeta haykırıyordu: "Sev beni! Takdir et beni! "Öyle bir girdaptı ki bu, sevilme ve takdir edilme isteği arttıkça, daha bencil, daha sevgisiz, daha ilgisiz erkekleri çekiyordu kendine. Her erkekten gördüğü azıcık ilgiyle, sıvamaya çalıştı kara deliğin üstünü. İşin garibi, o sevgi ve takdir dilendikçe, ufacık ilgilerle kendini avutup, tüm yaşamını ve düşüncelerini sevdiğini sandığı erkeğe adadıkça, erkekler de uzaklaşıveriyorlardı. Karşıdan beklenen sevgi ve onay kırıntılarıyla doldurmaya çalıştığı boşluk, sanki her seferinde daha da derinleşiyordu.
İşte o gün, çocukluğunun geçtiği evin çatı katında, annesinin not defterindeki o cümle, kalbindeki kara deliğin kilidinin anahtarı olmuştu. Büyükannesini, annesini düşündü. Neden büyük resmi bir türlü görememişti ki. Kendilerini kocalarına adamış kadınların ailesinden geliyordu o. Hep sevgi ve ilgi dilenmiş, daha çok sevilebilmek için hep kendi isteklerini göz ardı etmiş, annelerin soyundan geliyordu.
Ne annesi sorumluydu onun yüreğindeki boşluktan, ne de babası. Her ikisi de en iyi bildikleri şekliyle, ellerinden gelen en iyi şekilde büyütmüşlerdi onu. Ne suç vardı ortada ne de ceza! Şimdi elinde annesinin not defteri, hem annesinin hem de babasının yanında olmasını, onlara sarılmayı, onları oldukları gibi çok sevdiğini söyleyebilmek isterdi. Bunun yerine kendisine sarıldı ve fısıldadı: " "Seni seviyorum küçüğüm. Hiç kimsenin sevemeyeceği kadar çok seviyorum hem de!"
Ertesi gün, mis gibi toprak kokusuyla uyandı yeni güne. Bütün gece yağan yağmurun ardından yüzünü gösteren güneş pırıl pırıl parlıyordu. Uzun yıllar sonra ilk def kendini bu kadar canlı hissetti. Bugün yeni yaşamının ilk günüydü!
Onun yeni yaşamı, yeni keşifler, hüzünler, mutluluklar ve sürprizlerle dolu. Tüm sevgi yoluna gönül koyanlar gibi.
Sevgi ve ışıkla…


Okunma 922 defa Son Düzenlenme Perşembe, 18 Temmuz 2013 08:20
idil Karaata

Bir an geldi,o an aslında evrende akan bir nehir olduğumu anladım.Diğer nehirlerle bir olup akmak istedim.Okyanusa katılmak için çabaladım.Okyanusa vardığımda bir damla olduğumu gördüm.Hem biricik tek başına,hem de tüm evrenle birlikte. Ben İdil 1967 yılında birbirine delicesine aşık anne babadan dünyaya geldim İstanbul Erkek Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otel Yöneticiliği ve Eskişehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümü mezunuyum. Uzun yıllar tekstil sektöründe temsilcilik ve yöneticilik yaptım. 2006 yılında Emlak Brokerlığı yapmaya başladım. Ama içimde hep bir boşluk ve arayış vardı.Bitmek,tükenmek bilmeyen bir susuzluk gibi. Aradığımın evren ve insan aşkı olduğunu fark eder etmez kişisel gelişim yolunda ilerlemeye başladım. Aldığım eğitimler arasında, Bilgi Üniversitesi'nde Pınar Kür'den "Yazmak Yaşamak, Boğaziçi Üniversitesi'nde Etkili Konşma Sanatı", "BolukBilinci" ,"Esma-ı Hüsna ve Çakralar""Melek Koçluğu",ISS onaylı "Yaşam Koçluğu"" ve" İlişkiler Koçluğu" ve daha neler neler. Esas eğitimimin kendi içsel yolculuğum olduğunu düşündüm hep. Bu yolculuk sırasında hep insan için insana dair konulara kafa yordum. Kalbim hep aşk için çarptı .İnsan aşkı ve evren aşkı için. Belki tanıdıkça insanın gizemi büyülediğinden beni belki de bir aşk çocuğu olarak dünyaya gelmiş olduğumdan kim bilir? Her daim insan için. Tüm dünyada ışıkla ve sevgiyle....

Son Ekledikleri: idil Karaata

Bu kategoriden diğerleri: « In Vino Veritas Mana ve Su »

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.