Ben Bir Sokak Çocuğuyum... Çarşamba, 03 Temmuz 2013 18:14

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(2 Oylar)
Ben bir sokak çocuğuyum. Ellerimde, madde zenginlerinin göremediği umut, yüzümde orta hallilerin küçümsediği bir tür çaresizlik var. Kimilerine göre kim olduğu, ne olduğu belli olmayan bir anne babanın peydahladığı, zorla dünyaya getirilmiş ve olduğu yere ait olmayan çirkin bir çocuğum. Dünya sanki çok güzel ve pak da, eksik olan bir benim. Lekeliyim, istenilmeyenim...

Kim olduğumu merak etmese de kimse, Allah dil vermiş, izin verin birkaç şey söyleyeyim. Tanımak isteyen olursa bu küçük canlıyı şayet, gece olduğunda İstiklal’in başındaki dar büfenin en uç köşesine siyah bir çöp poşeti gibi tüneyen benim. Hayatım yokluğa yakın, varlık benim kederim. İnsanlar değil akranım, hayır; kedilere, köpeklere daha yakın benliğim. Kaldırım taşları, sobam; küfür, oyunlarım; sigara, yemeğim. Dışlanmışlığın, yok sayılmanın, tiksinilen ‘şey’ olmanın beraberinde getirdiği, hayaletinki gibi bir yaşantı üzerine kurulu ruh halim. İnsan denilen, kendisine yabancılaştırıldığım varlıklardan olur da birinin gözlerine gözlerim değerse diye çırpınıp duran bir yüreğin geçici sahibiyim...

Ama bilirim, sizden umut yok. Çünkü siz bakmamayı seversiniz, bakıp da görmemeyi, görüp de görmezden gelmeyi seversiniz. Siz, öyle ya da böyle aileler kurup, bir yuva kuramayan, bir eve doluşmayı birlik sanan insanlar, kendinizden olmayanı başkalaştırmayı hüner sayarsınız. Dışlamayı, egolarınıza ekmek niyetine yedirirsiniz. Beslersiniz onu, en kuvvetli üfleyişini bekleyen bir ejderha gibi. Oraya buraya saldırıp ateş saçmayı dört gözle bekleyen bir ejderha. Ama öyle cesur da değil hani. Sokaktaki değil, sokak köşelerindeki uç hayatlara dokunmaktan korkar, kendi küçük ve tozu alınmış, ayağı yere basan, kurallarla örülmüş dünyanıza taparak, İnsan'ı tanımadan bir ömür tüketirsiniz. İnsan'a doğru yolculuğa çıkmadan, “dünyada biz de yaşadık” dersiniz...

Hâlbuki, şu, kimi zaman delicesine mavi, kimi zaman parçalı bulutlu, kimi zaman da sağanak yağışlı gök kubbenin çatısı altında nefes alıp vermekten öte, gerçekten yaşamaya gönül vermiş, ama çaresiz ama umutsuz, insanlar vardır. Siz onlara bakmamayı tercih eder, çok kıymetli gülümsemelerinizi onlardan esirgersiniz. Tıpkı, aynaya baktığınızda gördüğünüz, o aslında hiç tanıyamadığınız varlıktan mutluluğu esirgediğiniz gibi. Çoğunuz küçük şeyleri görmek yerine, büyük şeylerle yetinirsiniz, sizi mutlu edemeyecek ve asla yetmeyecek şeylerle. Sahip olduklarınızın büyüklüğü altında ezilir, gitgide küçülürsünüz. Küçüldükçe ruhunuz daralır, ruhunuz daraldıkça öfkelenir, öfkelendikçe ateş dolu nefesinizle, üflediğiniz her yeri talan edersiniz. Sözleriniz yangın gibi düşer başka yüreklere, farketmezsiniz, kırarsınız, dökersiniz, enkaza çevirirsiniz. İşte bu sizsiniz. Siz, acı bir gerçeksiniz. Hani ben elleri kirli, gözleri boş bakan sokak çocuğu, hani simitçi amcaların arabalarını uzaktan seyreden, hani polis görünce kaçan, hani çöpte yemek arayan, hani içinde ateş yanan bir tenekenin önünde resmedilen o kimsesiz çocuk, hani ben çok çirkinim ya, bilmiyorsunuz ama siz benden daha çirkinsiniz. Yalan söylediğinizde, iki yüzlülük ettiğinizde, sevgiyi esirgeyip sandıklara gömdüğünüzde, insanları hor gördüğünüzde, maddi zenginliğinizle böbürlendiğinizde, daha yaşamadan ölmeyi beklediğinizde, çocuklarınıza sarılmayı reddettiğinizde, hayvanları ve bitkileri ve insanları nesneleştirdiğinizde, siz benden çok daha çirkinsiniz...

Görünmüyorsa sizin çirkinliğiniz, makyajlarla, pahalı kıyafetlerle gizleyebiliyorsunuz diye, söylemem gerek ki bu sizi güzel yapmıyor. Güzelliğinizi bile bana borçlu olduğunuzu düşünürsek, bütün üstünlük pozlarınız yersiz. Sizin en pahalı restoranlarda tabaklarınızda bıraktığınız ekmekleri bile, çöp kutularında ziyan olmaktan ben alıkoyuyorsam, arkanızı ben topluyorsam, bana borçlu sayılırsınız. Korkmayın, borcunuz banka faizlerinin işlediği bir hesap defteri değil. Borcunuz bir araba ya da bir ev değil, bir uçak ya da bir yat hiç değil. Bana olan bir insanlık borcunuz var. Ödemek için yapmanız gereken tek şey, yanımdan geçerken bir an olsun gözlerimin içine bakmak. Kirli ellerime dokunmak, donuk yüzümü öpmek, zayıf bedenime sarılmak, yorgun ruhumu kucaklamak... Biliyorum, sizin için zor ama, bir kez olsun bunu denemek...

Ben varım ve ben yaşıyorum. Ben bir sokak çocuğuyum, dünyaya bir şekilde gelmiş, yaşamak için hayal kurması gereken... Ben bir sokak çocuğuyum, gözleri dolu, elleri bom boş; ağlaması, gülmesi yasak... Ben bir sokak çocuğuyum, herkes kadar insan, herkes kadar sevgiye muhtaç... Ben varım ve ben yaşıyorum, sana rağmen, hayalleri çalınmış dünyaya rağmen...


Okunma 693 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 08 Temmuz 2013 12:04

Son Ekledikleri: Merve

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.