Sevgiye Doğru Çarşamba, 03 Temmuz 2013 10:48

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(13 Oylar)
Küçük bir balıkçı teknesinde, İstanbul Boğazı'nın orta yerinde, asılıyorum küreklere tüm gücümle, ama nafile. Boğazın akıntısı yakaladı bir kez kayığımı. Belki asılırsam sol küreğime, sağa döner karşı kıyıya ulaşırım. Ama yok, direnmek nafile ! Akıntı sürüklüyor, seni, beni, bizi!


Sahi, ben ne zamandır bu küçücük kayıktayım? Ne zaman bindim bu tekneye? Nasıl geldim denizin ortasına? Yalnızlığım, akıntıya karşı tek başına! Sonra kimdi o balıkçı? Nereden çıktı, nasıl verdi teknesini ödünç bana? Ben, ben miyim? Sen, sen misin? Ne zaman uzaklaştık birbirimizden bu kadar? Nereden geliyorum? Nereye gidiyorum? Cevaplar , cevaplar bir yerlerde ama ben duyamıyorum. Küreklere biraz daha asılsam. Akıntıya karşı biraz daha çabalasam, kurtulsam buradan.


Yoruldum. Kürekleri bıraktım. Kayık ilerlerken akıntıyla, Boğazın serin sularında yavaş yavaş, yorulmuş bedenim, yorulmuş, biraz da paniklemiş kalbimle, öylece oturuyorum kayığın içinde.


Öylesine yavaş, öylesine sakin ilerlerken çabasız, karşı kıyıdaki yalıları seyre dalıyorum. Kimisinin rıhtımında neşeli insanlar. Kimisinde ışık yok, sessiz, kedisiyle baş başa. Sonra sana takılıyor gözüm. Karanlık bir yalının loş rıhtımında, elinde bir kadeh şarap, öylece oturuyorsun oracıkta. Sanki bakıyorsun, ama görmüyorsun. Gözlerin nemli miydi? Omuzların aşağıda. Günün tüm yorgunluğu çökmüş sanki omuzlarına. El sallamak istiyorum. Ama kollarım kalkmıyor. Yorgunluğum yorgunluğuna karışıyor.


Gökyüzünde yıldızlar, pırıl pırıl. Karşı kıyıda bir düğün var. Ömür boyu bir olmaya niyet etmiş bir kadın ve bir erkeği kutlayan havai fişeklerin rengarenk ışıkları. Ve ben kayıkta, derin bir nefes alıyorum. Sanki ilk defa nefes alıyormuşçasına. Akıntı beni uzaklaştırıyor, gürültülerden, senden.Gittikçe küçülürken görüntün, sen hala aynı noktada oturuyorsun, aynı limanda, aynı noktaya bakıyorsun. Kim bilir neler düşünüyorsun o anda!


Oysa ben, balıklarla, martılarla, senle, benle, çabalamayı bırakmanın huzuruyla, akıntıda ilerliyorum. Kalbim mutlulukla doluyor, denizle mücadeleyi bırakınca.


Yalılardan, gezi teknelerindeki insanlardan gelen neşe, keyif, mutluluk, eğlence, acı, hüzün, hepsi benim, hepsi senin, hepsi bizim. Ama ben bu güzel gecede huzur ve mutluluğa akıyorum.


Sonra aklıma düşüyor. Kayıktaki kıçtan takmalı küçük motor çalışır mı acaba? Yakıtı var mıdır? Kayığı ödünç aldığım balıkçı, motoru göstermemişti bana. Acaba becerebilir miyim motoru çalıştırmayı? El dümenini kullanmayı? Biraz tereddütten sonra, denemeye karar veriyorum. O heyecanla hızla ayağa kalkınca, tekne yalpalanıyor, denizin üzerinde. Düşecek gibi oluyorum. Ama hemen tekrar dengemi buluyorum. Motorun ipini çekiyorum. İlk çekiş biraz ürkekçe. Sonra bir daha. Sakinim şimdi. Motorun çalışacağına inancım tam.Üçüncü denemede motor alıyor gazı. Hafif hafif çalışıyor. Kayığa ivme kazandırıyor. Dümen elimde. Boğaz eğlencelerinden, geceye karışan türlü türlü müzik kulağımda. Kalbimden huzurlu bir güven duygusu yükseliyor. Ve akıntıyla birlikte, Boğazın ritmini yakalayarak, kayığımı ilerletiyorum. Artık nereye istersem, akıntıyı katık yapıp yanıma, oraya gidebileceğimi biliyorum.


Kalbimde ben! Kalbimde sen ! Kalbimde biz gecede ilerliyorum yeni bir güne.

Ey sevgili ! Neredeysen, kimsen, her ne yapıyorsan, her ne olmayı tercih ediyorsan, bil ki seni seviyorum. Aynı gök kubbenin altında sonsuzluktan gelip, sonsuzluğa giderken, kim olursan ol, seni seviyorum.


Okunma 880 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 08 Temmuz 2013 11:56
idil Karaata

Bir an geldi,o an aslında evrende akan bir nehir olduğumu anladım.Diğer nehirlerle bir olup akmak istedim.Okyanusa katılmak için çabaladım.Okyanusa vardığımda bir damla olduğumu gördüm.Hem biricik tek başına,hem de tüm evrenle birlikte. Ben İdil 1967 yılında birbirine delicesine aşık anne babadan dünyaya geldim İstanbul Erkek Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otel Yöneticiliği ve Eskişehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümü mezunuyum. Uzun yıllar tekstil sektöründe temsilcilik ve yöneticilik yaptım. 2006 yılında Emlak Brokerlığı yapmaya başladım. Ama içimde hep bir boşluk ve arayış vardı.Bitmek,tükenmek bilmeyen bir susuzluk gibi. Aradığımın evren ve insan aşkı olduğunu fark eder etmez kişisel gelişim yolunda ilerlemeye başladım. Aldığım eğitimler arasında, Bilgi Üniversitesi'nde Pınar Kür'den "Yazmak Yaşamak, Boğaziçi Üniversitesi'nde Etkili Konşma Sanatı", "BolukBilinci" ,"Esma-ı Hüsna ve Çakralar""Melek Koçluğu",ISS onaylı "Yaşam Koçluğu"" ve" İlişkiler Koçluğu" ve daha neler neler. Esas eğitimimin kendi içsel yolculuğum olduğunu düşündüm hep. Bu yolculuk sırasında hep insan için insana dair konulara kafa yordum. Kalbim hep aşk için çarptı .İnsan aşkı ve evren aşkı için. Belki tanıdıkça insanın gizemi büyülediğinden beni belki de bir aşk çocuğu olarak dünyaya gelmiş olduğumdan kim bilir? Her daim insan için. Tüm dünyada ışıkla ve sevgiyle....

Son Ekledikleri: idil Karaata

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.