Yazı Yolculuğuna Topuklu Ayakkabıyla Çıkılmaz Pazartesi, 01 Temmuz 2013 00:33

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(6 Oylar)
Yıllarca ayağını kesen, parmaklarında iflah olmaz nasırlar bırakan, su toplayan derilerin izi kalmaz hevesiyle uzanacaksın ayakkabılarına belki.

Yara bantını tek seferde çeker gibi çıkarıp, atacaksın ayakkabıları ayağından.

Çıplak kalacak ayakların.

Önce moraracak soğuktan.

Aklının ucundan geçmemiş yerleri su toplayacak bu defa; en yumuşak yerleri.

Ayakkabının sivri burnunun önünde sıkışıp, kıvrılan, kimi zaman birbirini kanatan ayak parmakların rahatlayacak belki ama tabanını tırtıklı ekmek bıçağıyla ortadan ikiye kesiyorlar zannedeceksin bu defa.

Topuğuna dikenler batacak, hissetmeyeceksin kenarlarını…

Yürüyüşündeki acı, yüzüne yansıyacak. Yanakların gerilecek. Gözlerindeki ifade donuklaşacak. Sana bakanlar acı dolu bir zaman dilimi içinde mumyalandığını anlayamadan geçip gidecekler yanından…

Yanından geçenler, yürüyüşündeki ritmin de yavaşlamasından, sadece sende bir gariplik olduğunu sezecekler.

Aynı acıları görmüş geçirmiş olanlar kimbilir ama diğerlerinin ruhu bile duymayacak yazılarına onları da ortak edişini…

Akşam yatağına sırt üstü yıkıldığında, ayakların öyle çok zonklayacak ki kalbinin atışının bir önemi dahi kalmayacak. O zonklama kalp atışın olacak senin. Nabzını o zonklamayla yoklayacaksın.

Hissetiğin acı, kuşun uçması kadar sıradan, bir o kadar da özgürleştirici olacak senin için.

Yollarda yürümekten üşümüş, acımış, morarmış, kesilmiş, kanamış, soğuğun diken diken batan acımasız hainliği yüzünden hissizleşmiş ayakların bir an olsun kendine gelsin diye dükkanın birine girmiş olsan da yeniden soğuğa çıkmak, ayaklarındaki sızıyı, kalbini bir daha kıracak kadar arttıracak.

Umudunu yitirdiğin anlar olacak. An diyorum zira artık farkedeceksin ki çıktığın yolda ne başladığın yere, ne de son sandığın kapıya yakın olmayacaksın. İçini yalnızlık kaplayacak, kör zifiri karanlık.

Çıplak ayakla çıktığın bu yolculukta, yazı “anının" hiç bitmeyecek olan orta noktasında kalakaldığını, dehşetle ve ürpererek hissedeceksin. Çaresizlikten, yürümeye devam edeceksin…

Çaresizliğine kızacaksın, gözünden yaşlar dökülecek. Ayaklarındaki soğuk, ‘an’ın ‘sessiz’liği karşısında hayatta tek başına ve terkedilmiş hissedeceksin.

Durduğun anda önce ayakların, sonra vücudundaki etler eriyecek, o an’da asılı kalmış bir iskelete dönüşüşünü seyredeceksin. Kafatasının ağız kısmından sesin yerine sarı-beyaz, fırça gibi sert kıllar çıktığını görüp dehşete kapılacaksın. Ağzında uzayan kıllar, çırpınırsan dökülecekler. Sen herşeyde rağmen yürümeye devam ettikçe iskeletin yeniden ete bürünecek, ağzında biriken kılları son kuvvetinle tüküreceksin ve yola devam edeceksin.

Birazcık soluklansın, ısınsın, gevşesin diye göreceli sıcak bir yerde durakladığın ayakların, ev dediği geçici sığınağına dönene kadar tekrar tekrar arnavut kaldırımının soğuk taşlarıyla tek başlarına yüzleşmenin verdiği utançla, sonunda hissiz, mekanik, otomatik bir yürüme geliştirecek belki ama yine de saklayamayacaksın içindeki öfkeyi ve kırgınlığı.

Çoğu kez soracaksın kendine, hele de yanından dik duruşlu, dik bakışlı mağrur görünümlü, topuklu ayakkabılara gözün takıldıkça…

Kalbin yerine ayakların zonkladıkça, ileri bakmak yerine acıdan kamburlaştıkça olgunlaşacaksın. Farklı bir boyutta güzelleşeceksin.

Artık, taşın üzerine çırılçıplak uzanmış, kendini yazıya teslim etmiş, yalnız başına sanat eseri olabilirsin.

Elvan Okaygün

Nisan 2013


Okunma 601 defa Son Düzenlenme Salı, 02 Temmuz 2013 11:50
elvan okaygün

Aklımda, kalbimde, zihnimde gördüklerim; not düşme ihtiyacı hissetiklerim. Beni iyileştirenler, sana da iyi geleceğini umduklarım...

Web site: blogelvanokaygun.tumblr.com

Benzer Öğeler (etikete göre)

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.