Ağlayamıyorum... Cumartesi, 04 May 2013 00:00

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(210 Oylar)
Tam 2 yıl oldu babamı kaybedeli...Ama daha dün gibi aklımda, hala sıcak, hala yaşar gibiyim düşüncemde...Doğru mu? Tabii ki değil. Geçmişi yaşatacak kadar lüksümüz yok bu hayatta. O kadar bonkör davranmıyor bize zaman; çaldıkça çalıyor her anımızdan...Yakalayabilmeyi beceriyorsak, ne mutlu bize...Peki ne zaman öğreneceğiz, geçmişi bugüne taşımamayı? Geçmiş günlerdeki acıları, bugün de yaşamamayı? Ya da zamanı kaldığı yerden, yakalamayı?
Gel gelelim, benim hikayeme...2 yıl oldu demiştim, babamı kaybedeli...Ama babasına hayran, babasına aşık o kız, bir an bile ağlamadı. Kendimden şüphe etmiştim. Hiç üzülmemiş miydim yoksa ben? Kendi içimde yaşadığım acı, tarifsizdi oysa... Ama ben hiç, ağlamadım... Ağlayamadım... Öyle ufak, zerre kadar değeri olmayan şeylere ağlayan sulu göz ben, giden babasının ardından ağlamıyordu bile. Neden? TV'de izlediği bir filme ya da habere, duygulanıp, gözleri dolan ben, duygusuz mu olmuştu artık? Duygularım ilk defa bu denli donuk, taş kesilmişti sanki... Belki de o kadar sudan sebebin adını acı koymuştum ki hayatımda, gerçek acıyla tanışınca, bünyem afallamıştı. Öyle ufak şeylere üzülmüştüm ki, acının ta kendisi tam da karşımdayken, ben idrak edemiyordum belki de...Bir sürü belki vardı kafamda, ama ben ağlayamıyordum.
Ağlamam gerekmiyor muydu? O kaldırılan benim babamın cenazesiydi. O tabutta yatan;her gece,27 yaşına gelmiş kızının, üzerini örtmek için, hasta yatağından kalkan, babamdı. Bir tabutun içine kapatılmış, öylece yatıyordu. Beni görüyor muydu? "Kızım hiç üzülmemiş benim için, hiç gözyaşı dökmüyor başkaları gibi" diyor muydu acaba? Yoksa ağlamamış olmama bir baba olarak seviniyor muydu? Görüyorsa, acaba neler diyordu benim için...
Bana bakan gözler vardı etrafta... Öfkeyle bakıyordum onlara. Komşular, akrabalar, arkadaşlar, dostlar ve dost sanılanlar...Sessiz mırıldanmalar, gruplaşmış gruplar...Beni mi konuşuyorlardı acaba? Hemen ağlamam lazımdı. Yoksa insanlar ne düşünürdü? Babasına hiç üzülmemiş demezler miydi? Ağlamayınca, üzülmemiş olmaz mıydım gözlerinde? Yoksa yine paranoya mı yapıyordum? Yine yazmaya mı başlamıştım? İyi düşüncelerdi belki de hepsi...Bana mı öyle geliyordu? Yoksa acıyorlar mıydı bana? Umurumda mıydı peki? Gerçekten umurumda olan neydi? : "Babamdı tabii ki..." "O zaman insanlardan bana ne !"
İlk defa tepkisizdi bünyem, hareketlerim ,duygularım...Bu zamana kadar pembe gördüğüm dünyamda, ilk defa başka renklerin de olduğunu fark ettim. İlk defa büyüdüğümü gördüm.27'sine kadar büyümeyen ben, bir günde nasıl da büyümüştüm. Babam yoktu ve ben de babasının küçük kızı değildim artık. Çocuk değildim artık. Çünkü, insanın babası gidince, çocukluğu da gidiyordu beraberinde, anladım. Korktum...Sırtımı yasladığım, benim gözümdeki o dev çınar, yoktu. Tek başımaydım . Kendimi maddi, manevi, korunmasız , savunmasız , açıkta kalmış gibi hissettim. Kızmış mıydım ona? Beni bırakıp gittiği için...O yüzden mi ağlamıyordum? Bilmiyordum. Tek bildiğim ağlamalıydım. Yoksa ağlıyormuş gibi mi yapmalıydım? O zaman insanlar daha normal karşılardı. Yoksa, "insanlar ne der" diye acımı mı yaşayamıyordum acaba? Çok utanıyordum.
Velhasıl, 2 yıl geçti. Acım hala taze... O gün, bu gündür ben hiç ağlayamadım. Şimdilerde hiç ağlayamamamı, "ben çok güçlüyüm, bu yüzden ağlamıyorum", gibi bahanelerin arkasına sığındırsam da, kendimi kandırmaktan başka bir şey olmadığını en iyi ben biliyorum. Güçlü olmak , aslında duygularımızı yaşamak ve bunu göstermekten kaçmamaktır. Utanmamaktır...


Okunma 3356 defa Son Düzenlenme Perşembe, 30 May 2013 12:39

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.