Bir El, Beş Element Pazar, 16 Eylül 2012 16:57

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(12 Oylar)
Ellerime bakıyorum. Beş parmaktan, bir avuçtan ibaret. Parmakların dördü birbirine aşağı yukarı benziyor. Aynı yönü gösteriyor. Beşinci, hepsinden farklı. Her yöne dönüyor. Dördünü tamamlıyor. O olmadan BİR olamıyor.

Elementlere benzettim ellerimizi. Ateş, Su, Toprak ve Hava. Bu dört parmağın eşdeğirini. Beşinci elementin de söylendiği gibi metal değil, insanı temsil ettiğini. Daha da doğrusu gerçek insanı, yani İnsan-ı Kamil’i.

Ateşi ele aldım. En yoğun haliyle yakan, yıkan, kavurup, yok eden. İnsanda ateşin, nefsinden diline dökülmesi de kalpleri yakıp yıkmıyor mu? Güzellikleri, dostlukları kavurup, yok etmiyor mu? Vicdan muhasebesine düşünce de içinden çıkanı cehenneme sokmuyor mu? Kırdıklarımız, kül ettiklerimiz bizi de yakmıyor mu?

Aynı ateş, makul oranda yandığındaysa, üşüyen ellerimizi, gönülleri ısıtmıyor mu? Gözümüzü aydınlatıp, görmemizi sağlamıyor mu? Ocağımızda pişen aşa neden olmuyor mu? Eşine dostuna, ailene yuva sunmuyor mu? Çok üşüdüğümüz günleri düşünelim, bir ateşin karşısında ısınmak için neler vermeyiz. Donmuş tüm uzuvlarımızı bir bir eritir, kendimize getirir. Gönlüne düşenin sevgisini yeşertir.

Peki ya toprak. Sakin, dingin, kucaklayan, verimli, kapatan, saran, sarmalayan toprak. Heyelanlar, depremler yaratıp da yok etmiyor mu? Kuruyup da tüm umudunu, verimini, ürününü senden alıp gitmiyor mu?

Toprağı, olması gerektiği kadar suyla beslediğinde, üzerine ağaçlar serptiğinde, sana ANA olmuyor mu? Besinlerini, seni besleyenleri sana vermiyor mu? Yuvana yuva, gidenine gözkulak, köklenmene vesile olmuyor mu? Meyveni, sevbzeni, ağacını, çiçeğini bize sunmuyor mu?

Su, toprak olmadan tutunur mu? Denizler, nehirler, göller, yağmurlar, kaynaklar. Peki ya taşınca, Önünde ardında hiç bir şey bırakmaz, akar gider. Gözünün yaşına bakmaz. Altına alıverir, tek bir nefeslik ömründen ediverir.

Oysa, o da, kuruyan toprağa can verir. Ekinine, evladına, sofrana yaşam katar. Bedeninin %70inde olmasa sen olur musun? Evinin barkının, içinin dışının temizliğini sağlar. Yaşamına yaşam katar. Su kadar berrak olan, gönlümüzü feth etmiyor mu?

Peki hava. Toprağı havalandırmazsan, verimini azaltırsın. Ateşi üflemezsen yakamazsın. Suyun besleyip, toprakta çıkarttığı filizlerin tohumlarını,rüzgarla etrafa yayılmasını sağlayamazsın. Döngünün devamını getiremezsin.Hortum olur, alır götürür, tutamazsın. En zengin, en lüks, en kıymetli binaları, fırtınalardan çekip alamazsın. Onun için küçücük kulube de bir, koca saraylar da.

Oysa esmese, yelkenleri şişirip başka diyarları keşfedemezsin. Sıcağın kavurduğu yerlerde, teninin serinlediğini hissedersin. Bir nefeslik ömrünü bile yaşayamazsın. Beden denen elbiseyi giyemezsin. Zaman zaman için bunaldığında, seni rahatlatan bir nefese gerek görmez misin?

Azı zarar, çoğu zarar. Her biri, olması gerektiği kadar. Sonunda anladım ki; dört element, makul oranda yaşama geçirildiğinde, beşince element yani insan oluşuyor. Hatta ötesine geçiyor, başka her şey görevini tamamlayıp, çekiliyor ve geriye sadece insan kalıyor.

Bugün, ellerim kalem tutmanın ötesine çağırdı beni. Manaları idrakıma erdirdi. Dileğim şudur ki; ateşimiz sadece ısıtsın ve aydınlatsın, toprağımız kucaklasın, yaratıcılığımızla yeni ürünler yeşertsin, suyumuz toprağımızı beslesin ve rüzgarımız da toprağımızda çıkan ürünlerin tohumlarını paylaştırsın. Sonrasındaysa, bize sadece insan olmak kalsın.

Çimen Erengezgin


Okunma 638 defa Son Düzenlenme Perşembe, 20 Eylül 2012 12:35
Çimen Erengezgin

Yaşam uzun bir yol, o yolda nasıl gideceğimize karar vermekse bizim seçimimiz

Son Ekledikleri: Çimen Erengezgin

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.