Benim Adım Geçmiş Çarşamba, 12 Eylül 2012 20:17

Yazan 
Bu yazı için oy ver!
(67 Oylar)
Doğup büyüdüğüm ilçenin, Kent Tarihi Müzesindeyim, ama bu sefer yalnız değil; bir grup kalabalık içindeyim. Bizi gezdiren kişi bir nesne bulun kendinize diyor, sizi anlatsın, size dokunsun ve bir kelimeyle de olsa paylaşsın sizi bizimle. Asırlık kahve değirmenleri, kömürlü ütüler, gözyaşı testileri gibi daha fazla dikkat çekecek bir sürü nesnenin yanından geçip gidiyorum. Başkalarına kalsın onlar, ben kendime solgun bir fotoğraf seçiyorum. Niye mi? Gelin anlatayım.

Bazılarının daha çiçeği burnunda diyebileceği kadar genç, bazılarının da ‘ öğretmenim kolum acıdı’ diye nazlanacağı kadar yaşlıyım. Anlayın işte, kumbaramda paranın dışında anıları da biriktirmiş kadar yaşamış biriyim. ‘Anıları biriktirmiş’ sözündeki ipucu gibi, geçmişinden geçip gidememiş biriyim. Hani utanmasam anamın dizi dibine yatıp masalıyla uykuya dalacağım.
İşin hikâyesi bir yana, ‘fotoğraf’ kelimesi bütün geçmişimi yeniden yaşattı bana. O sırada çekilen bir fotoğrafta gözlerim dolu ama yüzümde gülümsemeyle yakaladım kendimi. Hiç düşündünüz mü insan neden geçmişine gidince hem ağlar hem güler? Kaç mefhumunuz var –geçmişten başka- sizi hem üzüp hem de deli gibi o anlara gitme isteği uyandıran? Hani derler ya geçmişten sadece ders alın, onu hala yaşamaya devam etmeyin diye, ben yapmaya çalıştım bunu yine bir ‘geçmiş’ zamanda..

Bir gün geçmişi benden uzun olan birinin tavsiyesine uyup, gece oturdum, yazdım dönüm noktalarımı, acılarımı, anılarımı, tabi bir de o zamanın umutlarını. Güneş doğunca üzerime, aldım geçmişimi elime, çıktım doğup büyüdüğüm ilçenin vadisine, başkalarının geçmişine ait mağaralardan birine girdim ve çaldım ateşi kâğıtlardaki geçmişime. Gökyüzüne en yakın yere gittiğimden, emindim geçmişin küllerinin bana değmeyeceğinden. Ama nerden bileyim, daha vadiden aşağı inemeden küllerle beraber yeni bir geçmiş daha biriktirdiğimi.. Bugün eski bir fotoğraf gördüğümde, dedim ki kendime, boşuna çıkıp yakmışım geçmişi. Ben paçamdan silktikçe, o boynuma dolanmış yeniden.

Müzeden çıktık. Bir daha pişman olmamayı düşündüm geçmişimden ama nasıl yapacağımı bilmiyordum. Yalan. Biliyordum. Herkesin –bir nevi- yazılımında olduğu gibi, hani nasıl biliyorsa çiçek güneşe yöneleceğini, kaplumbağa suya gideceğini, ben de biliyordum bunu nasıl yapacağımı. Ve bu sefer bir korkak gibi davranmayıp, geçmişin, şimdinin, sevgimin, gözyaşımın, en çok acıtan insanların, otuz iki dişimi ortaya çıkaran olayların, her şeyi hatırlatan o şarkı, şiir, hikaye.. İşte ne varsa hepsinin şimdiki ben olduğumu anladım. Ve bir gelinin nikâh masasında heyecanla evet deyişi gibi, ben de kabul ettim onunla birlikte. İyi günde kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, her şeyinle ‘evet’ dedim ona. Niye pişman olup utanayım ki senden, niye kurtulmaya çalışayım ki? Sonra muzip bir çocuk gülümseyişiyle daha dün beni kuyunun dibine çeken her şeye baktım, aynaya bakıyormuşum gibi baktım. Hepsi benmişim. Sonunda anladım.

Ey Geçmiş!! Doğup büyüdüğüm ilçenin Kent Tarihi Müzesi’ne gidelim yine seninle. Bir oyun oynayalım bu defa adı ‘ben’ olsun. Söz bu sefer korkmak yok. Var mısın?


Okunma 933 defa Son Düzenlenme Perşembe, 20 Eylül 2012 12:23
pelin karakaya

yıllardır kendimi kendime anlatırım. anlattıklarımın hepsini her hücreme satır satır yazdım. içimde yer kalmadığını hissettiğim anlarım, sayı doğrusunun sonsuza uzaması gibi çoğalmaya başladı. açıklama mıdır bu bilmem ama, adı her neyse, bence burası tam da yeri..

YAZAR ARA


ÜYE GİRİŞİ

EN ÇOK OYLANANLAR



YAŞAM ATÖLYESİ

Hiç resim yok
  Kapat

Başsağlığı


Blog yazarlarımızdan Şerife Mutlu’nun hayatını kaybetmiş olduğunu öğrenmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Hanımefendiye Allah'tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.